Obezite Ameliyatı (Tüp Mide Ameliyatı)

Morbid obezite kelime anlamı olarak Türkçe karşılığı ‘’Hastalık düzeyinde Şişmanlık’’ tır.

”Obezite” latince kökenli ”obedere” kelimesinden köken almaktadır. Obedere latince çok yemek yiyen insan anlamındadır.  Dünya Sağlık Örgütü ise obeziteyi ” vücutta sağlığı bozacak derecede aşırı yağ birikmesi” olarak tarif etmektedir.  Obezite çok ciddi sağlık sorunlarına yol açan ve maalesef yaşam süresini kısaltabilen bir ‘hastalıktır’. Bilimsel veriler, morbid obez bireylerin normal kilolu insanlara göre ortalama 15 yıl daha az yaşadığını göstermektedir. Obezite sınıflaması için vücuttaki yağ oranı ve yağlanmanın tipi gibi birçok parametre kullanılmıştır. Fakat şu an için, obezitenin tanımlanması ve sınıflaması için Dünya Sağlık Örgütü’nün (WHO- World Health Orginization) Vücut Kitle indeksi (VKİ) hesaplaması kullanmakta ve adeta tüm dünyada ortak bir dil oluşturmaktadır. Herkesin basit bir işlemle hesaplayabileceği bir değerdir. VKİ 30’un üzerinde olan bireyler obez olarak değerlendirilir

Özellikle vücuttaki yağlanmanın tipi yani bel çevresindeki (elma tipi yağlanma-erkek tipi) yağlanma ve kalça çevresindeki yağlanma (armut tipi yağlanma-kadın tipi) obezite tanımlanmasında önemli bir yer tutmaktadır. Bilimsel anlamda net olarak kanıt değeri kazanmasa da , karın çevresinde yağlanmanın fazlalığının sadece cilt altında yağlanma ile değil iç organlarda yağlanma ile birlikte seyrettiği ve metobolik sendrom dediğimiz şeker hastalığı ve damar sertleşmesi gibi riskli hastalıklarla beraber seyrettiği yönünde ciddi bulgular vardır. (Huxley R, Mendis S, Zheleznyakov E, et al.Body mass index, waist circumference and waist:hip ratio as predictors of cardiovascular risk–a review of the literature. Eur J Clin Nutr 2010;64:16–22.) Yani bel çevresinin kalça çevresine oranı önem kazanmaktadır. Bu değerin 1’in altında olması gerekmektedir. Metabolik sendrom riski açısından erkeklerde bel çevresi 102 cm, kadınlarda ise 88 cm nin altında olmalıdır.

Obezitenin(Mide Küçültme Ameliyatı) nedeni nedir?

Gıdalardan alınan enerji artar + Egzersizle harcanan enerji azalır = OBEZİTEHer insanın belli bir bazal metobolizma hızı vardır. Yani insan vücudundaki hücreler normal fonksiyonlarını sürdürebilmeleri için belli bir enerji harcarlar. Kalbimizin atabilmesi, soluk alıp verebilmek kısaca hayatta kalabilmek için bu enerjiye ihtiyacımız vardır. Bu enerji de yaklaşık 25-35 kcal/ kg dır. Örneğin, 70 kg ağrılığında bir insanın hücreleri yaklaşık 2000 kaloriyi normal işlevlerini yapabilmek için harcarlar. Bunun haricinde normal fiziksel aktivitelerimiz için ekstra enerjiye ihtiyacımız vardır. Bu enerji gereksinimini besinlerden karşılıyoruz. Bu denklemin bir dengede olması gerekiyor. Eğer gıdalardan aldığımız enerji miktarı artar ve egzersizle harcadığımız enerji azalırsa vücut fazla enerjiyi yağ olarak depolar ve obeziteye doğru gidiş başlar.

Diğer önemli bir hususta obezitenin genetik alt yapısıdır. Genetik teknolojideki ilerlemeler bazı genlere odaklanmıştır. Üzerinde en çok durulan gen leptin hormonu üreticisi ‘Ob’ genidir.  Ob genindeki değişimler leptin üretimini azaltmakta ve bu azalma kontrol edilemeyen iştah artışı ile sonuçlanmaktadır. Bilimsel veriler kuvvetli bir genetik alt yapı olabileceğini göstermektedir. Anne babadan biri obez olan çocukların obez olma olasılığı %10-30 iken her ikisi de obez olan çocuklarda bu oran %50-70 dir

Bunun haricinde bazı endokrinolojik (hormonel) ve psikiyatrik (yeme bozuklukları) hastalıklar obezite nedeni olabilmektedir. Obezite nedeni ile doktora başvuran hastalarda endokrinolojik ( böbrek üstü bezlerinin veya tiroid bezlerinin bozuklukları) ve psikiyatrik sebepler mutlaka sorgulanmalıdır. 2013 yılında Amerika Birleşik Devletlerin deki SAGES toplantısında sunulan veriler ilginç bir obezite nedeni daha ortaya koymuştur. Sigara bırakma kampanyası yapılan ülkelerde maalesef obezitenin arttığı gösterilmiştir.
Obezitenin sıklığı tüm dünyada giderek artmaktadır. Dünya sağlık örgütünün öngördüğü rakamlar ise ürkütücüdür. 1960’ lı yıllarda %10 un altında görülen obezite 2000 li yıllarda %30 lara ulaşmıştır ve bu ivmeyle artması durumunda 2030 yılında dünya nüfusunun yarısının obez olması beklenmektedir.

Ülkemizde ise obezite sıklığı batılı ülkelerden aşağı kalmamakta ve özellikle kadınlarda %30 lara ulaşmaktadır. Yaklaşık olarak 25000 kişinin tarandığı TOHTA çalışmasında 20 yaş üzeri insanlarda obezite insidansı %35.4 olarak bulunmuştur. 1998 yılında, 24788 kişinin tarandığı TURDEP-1 çalışmasında ise, 30 yaş üzeri insanlarda obezite sıklığı, kadınlarda %30 ,erkeklerde %13, genelde %23.3 olarak tespit edilmiştir. TURDEP 1 çalışmasından tam 12 yıl sonra tekrarlanan TURDEP-2 çalışmasında ise ürkütücü sonuçlar ortaya çıkmış ve 1998 de %22.3 olan obezite sıklığının %40 oranında artarak 2010’da %31,2 ye ulaştığı görülmüştür. Sonuç olarak, Türkiye’de her 3 insandan 2 si ya kilolu ya da obezdir. 12 yıl gibi kısa bir sürede diyabet sıklığı %90, obezite ise %44 artmıştır.

 Obezite(Mide Küçültme Ameliyatı) neden tedavi edilmeli?

‘’Obezite sigaradan sonra önlenebilir ikinci ölüm sebebidir’’ Dünya Sağlık Örgütü ‘’Obezite sadece estetik bir problem olarak görülmemelidir’’Obezite eklem hastalıklarından kansere kadar geniş bir yelpazede tüm vücut sistemini etkileyen bir durumdur. Obezitenin etkilediği en önemli sistemler ise endokrin ve kalp-damar sistemidir. Erişkin tip, yani şeker hastalığının ikinci tipinde (Tip 2 DM) en önemli risk faktörü obezitedir. Vücuttaki yağ miktarının artması, pankreas bezinden salınan ve şeker metabolizmasının en önemli düzenleyicisi olan insülin hormonuna bir direnç kazandırır. Yani insülin dokularda ki etkinliğini yavaş yavaş kaybeder. Ek olarak serbest yağ asitlerinin fazlalığı pankreas bezindeki insülin salgılatan (beta hücreleri) hücrelere toksik etki yapar. Pankreas bezlerindeki insülin rezervleri tükenmeden obezitenin tedavi edilmesi bu açıdan çok büyük önem taşır.

Kardiovasküler (kalp / damar ) sistem obezitenin olumsuz etkilediği ikinci önemli sistemdir. Kandaki artan yağ oranları (trigliserid ve kolesterol) damar sertliğine zemin hazırlar. Damar sertliği ciddi boyutlara ulaştığında hipertansiyon, kalp krizi ve inme riskleri ortaya çıkar. Kalp krizi riski obez bireylerde normal kilolu insanlara göre 2 misli daha fazladır. Tüm hipertansiyon hastalarının %70-90 nın obez olduğu bilimsel çalışmalarda gösterilmiştir.
Obez bireylerin sık olarak maruz kaldığı sıkıntılardan biri de uyku apnesidir. Uyku apnesi, uyku sırasında solunumu durma noktasına getirebilen bir hastalıktır. Morbid obez bireylerin %40’ında uyku apnesi görülmektedir. Kilo verilmesi uyku apnesinin kalıcı tek tedavisi gibi görünmektedir.
Obezitenin bazı kanser türlerinde risk faktörü olduğu tıbbi litaratürde gösterilmiştir. Erkeklerde özellikle prostat ve kolon (kalınbarsak) kanserlerinde artış olduğu bildirilmiştir. Kadınlarda ise özellikle hormona bağlı gelişen meme kanseri artış göstermektedir. Östrojen hormonunun ana kaynağı olan kolesterolün artması sebep olarak görülmektedir.

Obezite Dünya Sağlık Örgütü tarafından sigaradan sonra önlenebilir ikinci ölüm sebebi olarak görülmektedir. ABD de her yıl üçyüz bin ölümün sebebi olarak obezite gösterilmektedir. Tüm dünya göz önüne alındığında, obeziteden ölüm açlıktan ölüme oranla çok daha fazladır.

Kalp ve Damar Hastalıkları

Endokrinolojik Bozukluklar

Solunum Sistemi

Nöroloji

Gastrointestinal Sistem

Psikiyatri

Romatoloji-Ortopedi

Dermatoloji

Onkoloji

 Vücut Kitle İndeksi Nedir?

VKİ kilomuzu metre cinsinden boyumuzun karesine böldüğümüz zaman elde ettiğimiz değerdir. Bu değerlere göre obezite sınıflandırılmaktadır. Örnek olarak 70 kg ağırlığında 1.70 metre boyunda bir insanın VKİ ni hesaplıyalım;

1.7*1.7= 2.89

70/2,89= 24.2 kg/m2

Obezitenin VKİ değerlerine göre sınıflanması:

vki-1

 

 

 

 

 

 

 

 

Obezim nasıl bir yol izlemeliyim?

‘’Öncelikli olarak fazla kilolarınızın kaderiniz olmadığını, bu fazla kilolardan kurtulmanız gerektiği ve kurtulabileceğinizi bilmelisiniz’’

Eğer Vücut Kitle İndeksiniz 30kg/m2 nin üzerinde ise mutlaka tıbbi yardım almalısınız. Daha önce belirttiğimiz gibi obezitenin yol açtığı tıbbi sorunları bilmeli ve çok iyi bir şekilde motive olarak fazla kilolarınızdan kurtulmalısınız. İzleyeceğiniz adımlar şu şekilde olmalıdır.

1- İlk olarak bulunduğunuz yerde eğer bu konuya özelleşmiş bir merkez varsa oraya başvurmanız önerilir. Obezitenin olası endokrinolojik sebepleri, tüm obez hastalarda bu sebepler %1 den daha az görülse de ilk etapta araştırılmalıdır. Bunlardan en yaygın olanları Troid hormonlarının az çalışmasına bağlı hipotiroidi ve böbrek üstü bezlerinin aşırı kortizol üretmesine bağlı gelişip santral obeziteye yol açan Cushing hastalığıdır. Basit bir kan tahlili ile troid fonksiyonları değerlendirilebilir. TSH adlı hormonun yüksekliği Hipotroidiye işaret eder. Cushing hastalığında ise gece içeceğiniz düşük doz bir kortizol hapı sonrası sabah saat 08.00 da vereceğiniz kandaki kortizol düzeyi tanı koydurucu olacaktır.
2- Özellikle kısa dönemde çok kilo alan bireylerde majör depresyon başta olmak üzere bazı psikolojik sorunlar obezitenin sebebi olabilmektedir. Yemek yeme adeta psikolojik bir savunma mekanizmasına dönüşebilmektedir. Yani yemek bu hastaların mevcut duygusal durumunun dışa vurum şeklidir. Bu durumda psikolojik destek alınmalıdır. Uzun ve zahmetli olsa da tedavi edilebilir.
Psikolojik destek tedavisinin basamakları
– Kendi kendini gözlemleme ve yeme alışkanlıklarını not etme
– Yemek yeme uyaranlarını belirleme (hangi sosyal durumlar size bir şeyler yeme ihtiyacı doğuruyor)
– Uyaranların kontrolü (belirlenen durumlar kontrol edilmeye çalışılır)
– Alternatif davranışlar geliştirme ( yeme ihtiyacı duyduğunuz zaman sevdiğiniz bir arkadaşınızı arayabilir, kitap veya dergi okuyabilir kısacası hoşlanacağınız başka bir davranış sergilemelisiniz)
– Kendini ödüllendirme (yemek yeme dürtülerinizi kontrol edebildiğinizde kendinizi ödüllendirin, mesela, uzun zamandır almak istediğiniz bir ayakkabı veya kıyafeti alabilirsiniz)
– Yeni hayat düzenine alışma
– Çevre desteği
3- Herhangi bir endokrinolojik hastalığı olmayan hastalardaki ilk basamak diyetisyen kontrolü altında yeme alışkanlıklarını değiştirmeye çalışmaktır. Kontrollü bir diyet programı ve düzenli egzersizle kilo vermek mutlaka denenmelidir.
(ayrıntılı bilgi için tıkla diyet ve egzersiz)
Bazı ilaçlarla (yağ metobolizmasına etki eden) bu sürece destek olabilir. İlaç kullanımı mutlaka endokrinoloji uzmanı bir hekim tarafından onaylanmadan denenmelidir.
4- En az 2 diyet programı veya 6 altı aylık diyetten sonra kilo veremeyen veya kilo verdikten sonra eski kilolarına geri dönen morbid obezler obezite cerrahisi adayıdır.